okul öncesi eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul öncesi eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2014 Pazar

Bay Mikrop Şarkısı

Parmak oyunları ve eğitici şarkılar özellikle hikaye öncesi etkinliklerde veya sonrası ile etkinlik geçişlerinde sıkça başvurduğumuz bir etkinliktir. Şimdi de Öz bakım becerilerine yönelik bir şarkıda sıra...
Bay mikrop bay mikrop
Beni hasta edemezsin (iki el göğüs hizasında parmaklar yukarı-aşağı "hayır anlamında" indirilip kaldırılır)
Yemeğimi böyle yiyiyorum (iki el ile yemek yeme hareketi)
Sütümü de böyle içiyorum (bir elde bardak varmış gibi yaparak içme hareketi yapılır)
Meyveleri sebzeleri
Bol bol yiyiyorum (iki el ile yemek yeme hareketi yapılır)
Ellerimi böyle yıkarım (el yıkama hareketi yapılır)
Saçımı da böyle tararım (bir elde tarak tutuyormuş gibi yaparak saç taranır)
Dişlerimi fırçalarım (diş fırçası tutuyor gibi yaparak dişleri fırçalama hareketi yapılır)
Erken yatarım (eller birleştirerek sağ ya da sol baş yanına getirilip baş eller üstüne yatırılır)

Ve son olarak bir aşağıda ki gibi bir çalışma ile Özbakım etkinliğimizi tamamlayabiliriz; (bunlar artık malzeme, kağıt çalışmaları yahut boyama çalışmaları ve drama etkinlikleri de olabilir.)

17 Nisan 2013 Çarşamba

Biri, Sorumsuz- Suçlu- Psikopat Bireyler yetiştirmek mi Dedi?

Uzun zamandır Üstün Dökmen adıyla her bi yerde karşıma çıkan on iki madde var. Esasında bu on iki madde, ABD Houston Polis Departmanı'nın hazırldığı bu maddeler el ilanı olarak da halka dağıtılmış. Sınra muhtemelen Üstün Hoca, programlarda vb. bahsetti bizde benimseyip kendisine atfettik gibi geliyor. 
Aslında nereden geldiği, neyle, nasıl geldiği mühim değil. Aslolan bence çocukerkil toplum olmamızın sonuçlarını belirtmesi hatta suratıma bir güzel kallafi bi yumruk atması....
Anneler, babalar, anne-baba olmak isteyenler, öğretmenler, bakıcılar, dadılar, komşular, ablalar teyzeler buyrun bakın neler var:

1) Bebeklikten çocuğunuza istediği her şeyi vermeye başlayın. Böylece çocuğunuz, büyüdüğü zaman, dünyanın ona geçim ve yaşam borçlu olduğunu düşünecektir.

2) Kötü sözler kullanmaya başladığı zaman gülün. Böylece kendisinin şirin olduğunu düşünecektir.

3) Ona kendini geliştirmek için hiçbir bilgi ve alan sunmayın. Ondan sonra, 21 yaşına gelince “hadi kendi kararlarını kendin ver” deyin.

4) Sakın “hatalı” kelimesini kullanmayın. Aman, sonra ileride suçluluk duygusu filan geliştirebilir. Böylece çocuğunuz ileri hayatında, tutuklandığı zaman, toplumun hep ona “karşı” olduğunu ve haksız yere yargılandığını düşünmesini öğrenecektir.

5) Yere attığı her şeyi arkasından siz toparlayın. Onun için her şeyi siz yapın ki suçu başkalarına atmak konusunda ustalaşsın.

6) Komşulara, öğretmenlere ve polislere karşı hep onun tarafını tutun. Unutmayın, hepsi çocuğunuza karşı “ön yargılı”.

7) Çocuğunuzun önünde bol miktarda tartışın. Böylece, aileniz bir gün parçalandığında üzülmez.

8) Çocuğunuza istediği kadar harcaması için para verin. Para kazanmanın ne olduğunu öğrenmesine izin vermeyin.

9) Yemek, içecek ve konfor konusunda her ihtiyacını karşılayın. Onun her türlü arzusunu tatmin edin. Böylece kendi istemlerine ulaşmak için uğraşması gerektiğini hiç öğrenmesin.

10) Eline geçirebildiği her basılı kaynağı ve her türlü müziği dinlemesine izin verin. Bir yandan zihni çöple beslenirken, siz çatal bıçaklarının ve kullandığı bardakların temiz olmasına dikkat edin.

11) Başı gerçek bir belaya girdiği zaman, kendinizden şu sözleri söyleyerek özür dilemeyi unutmayın: “Onunla zaten hiçbir zaman ne yapacağımı bilemedim.”

12) Kendinizi üzüntü dolu bir hayata hazırlayın. Büyük ihtimalle yaşayacaksınız.
Anlaşılacağı üzere (Ç)alıntı

3 Mart 2012 Cumartesi

okul öncesi eğitimi öğretmeni ÖĞRENCİNE SAHİP ÇIK

7 çok geç diyen okul öncesi öğretmenleri ve adayları eğitime yapılan son ayar hakkında kelam etmiyorsa bu gerçekten düşündürücüdür!!!

Erken çocukluk eğitiminin Milli Eğitim Bakanlığı'nca da belirlenmiş bir takım amaçları vardır. Bunlar;

Çocukları ilköğretime hazırlamak
Türkçe'yi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamak
Beden, zihin, duygu gelişimini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak
Çocuklara sevgi, saygı, sorumluluk, iş birliği, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma gibi davranışları kazandırmak Şartları elverişsiz ortamlardan gelen çocuklara eşit öğrenim ortamları hazırlamak Çocuklara hayal güçlerini, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerini, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışlarını kazandırmak
Yukarıda ki maddelere bakarsak "ağaç yaşken ağilir" deyiminin hayata geçirilmesi olduğunu görür aynı zamanda, eskiye nazaran gerek sosyo-ekonomik, gerek psikososyal, gerekse çevre şartları, şehirleşme, güvenlik vb gibi sebeplerle evlerimizin içine hapsettiğimiz çocuklarımızın temel ihtiyaçları olan, sosyal-fiziksel ve psikolojik gereksinimleri okul öncesi eğitim kurumlarında karşılanmakla birlikte yaşıtları ile aynı ortam ve şartlarda üstelik eğitimli bir "rehber" eşliğinde ve  Milli Eğitim Temel amaçlarına uygun olarak hazırlanmış programla desteklenerek  zihinsel uyaranlara sahip olup bunları  kullanma şansına erebilmektedir.

Son günlerde eğtim sistemimize bir takım değişiklikler yapılması için çaba sarf edilmekte, bir takım formüller geliştirilmektedir. Kamuoyunda bu konu yazılıyor-çiziliyor ve tabii tartışılıyor. Buna binaen, son yıllarda önemi anlaşılmış ve anlaşılmış olan bu önem geniş kitlelere yayılmaya çalışılmış bizzat bakanlık tarafından da pek çok önemli adım atılmıştır. Öyle ki  mevcut dönem içinde hükümet ve tabii bakanlığın çabaları ve teşviki sayesinde, daha önce görülmemiş bir nevi erken çocukluk eğitimi seferberliği başlatılarak, herkes her yerde okul öncesi eğitimin gerekliliğini ve önemini anlatmış, kampanyalar başlatılmıştı. Hatta 71 ilde de pilot uygulama yaygınlaştırılmıştı.

Ve bir gün ne oldu ise oldu 4+4+4 diye bir zorunlu-kesintili eğtiim modeli yahut "sistemi" gündeme geldi tam bu tartışılırken okula başlama yaşının "60 ayını" doldurmuş çocukların eylül ayı itibari ile okula başlaması belirtildi. bu durumda erken çocukluk eğitimi 5 yaşına inmiş oluyordu. 7 çok geç derken farklı bir manada mı kullanmıştıkta biz farkına varamamıştık? Yahut bizim söylemlerimiz yanlış mı anlaşıldı?

Ben bir akademisyen değilim dolayısı ile, bilimsel bir yaklaşımla açıklama, düzenleme ve tutum sergileyemem, böylesi haddimi de aşar. Lakin gündemde ki mevcut değişikliklere ve erken çocukluk eğitimi ile ilgili sayın bakanımızın henüz konuşmamış olmasına şaşırmadan beklemek, bunu bizzat kendisine soramıyor olsam da sorgulamamak, okuduğum çocuk gelişimi  ile okul öncesi öğretmenliği bölümlerinden öğrendiklerime, hocalarıma, bana bu konuda destek veren aileme, öğrenci ve velilerime, Türk Milli Eğitim amaçlarına, aldığım eğitim sistemine,devletimizin bu güne gelmesinde emeği geçen tüm öğretmenlerimize karşı büyük bir ihanette olduğumu düşünmeme sebep olup, vicdanen rahatsız ediyor.

Kaldı ki asıl anlayamadığım husus, erken çocukluk eğitiminin önemini kavramış, akademisyen, öğretmen, öğrenci ve diğer insanlarımızın bu konuda sergile(YEME)dikleri tutumdur. Umudum odur ki; okul öncesi öğretmen adaylarımızın salt "atanma(MA)" korkusu ile bu bölümü seçmemiş olup, gerçekten geleceğimiz olan çocuklarımıza inançları ve  vicdani hassasiyetleriyle yaklaşmaları ve aldıkları eğitimin farkında olarak sahip çıkmalarıdır.