sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Kayıtlara Geçsin Hakim Bey İçim Rahat

Orta okulda bir sınıf arkadaşım ve çetesi vardı... Sondem ve çetesi diyeyim onlara. Bunlar ne hikmetse benden nefret ederdi her şeyimi inceler bir şey eksik gördüler mi anında sınıf öğretmenine şikayet ederlerdi. Ve o süslü-gıcık-burnu kafdağında öğretmen hep onları dinlerdi, onları kabullenir beni anında onca insanın içinde rencide ederdi. Anlardım, bilirdim aslında Ulviye Öğretmen'in benden tiksindiğini, benden hoşlanmadığını ve gıcık olduğunu da bilirdim. Ama bir türlü beceremezdim Onun bu davranışının nedenini anlamayı! Kadının bakışı bile "gerizekalı sen bunları nereden bileceksin, defol git yanımdan" diyordu. Ben orta okulda Bir tarih öğretmenimiz ki kendisi adaşım olur sayesinde Kendimi tanıdım. gittim kütüphanelere kitap, ansiklopedi filan okumaya başladım. Derken sırf ayıp olmasın diye, dersimize girdiği tarih ve iki başka derse, fen bilgisi ve türkçeye karşı ilgim arttı. Bu sondem ve diğerleri bunu fark edince sen önümüzde otur demeye başladılar. O zamanlar sınıf öğretmenleri sizi nereye oturtursa bir yıl orada otururdunuz. Bunlarda demişler emel bizim önümüzde otursun. Mallığıma yanayım baktım ön sıra, hem benim gözlerde allaha emanet sevine sevine oturdum. Oturmaz olaydım!!! Amaçları belli yazılılarda kopya çekecekler. ŞEREFSİZLER, HIRSIZLAR, PİSLİKLER!!!
Derken ben o sıra bitlendim. Benden önce bunlar fark etmiş hemen Ulviye Öğretmen'e şikayet ettiler o da beni bir güzel en sevdiğim öğretmen olmak üzere tüm öğretmenlerin yanında küçük düşürdü. Ne de olsa eline koz geçmişti. Artık benden tiksinmesi içinde haklı bir gerekçe çıkmıştı. Hayır şimdi olsa yapacağımı ve yapacaklarımı biliyorum ama o zamanlar saftirikler ve kezbanlar bana secde ediyor. ağlayacağım ama ağlayamıyorum, okuldan koşarak defolmak istiyorum ayıp olacak, kimseyle karşılaşmamak hatta istanbul'u terk etmek istiyorum nerdeeee o günler? Bu en sevdiğim tarih öğretmeni aldı beni kenara "bak benim kızımda da oldu, ne olacak bu kadar üzülecek vs." dedi. Emel Hoca'nın gözünden düşmediğime ve onun halen benden tiksinmediğine sevindiğim kadar çok az şeye daha sevinmişimdir ömrümde. O sıralar şans bu ya babamın bel fıtığı azdı, çalışmıyor allahım resmen sefalet. Sondem ve arkadaşlarının gözünde "pis fakir" olduğum zamanları dorukta yaşıyorum resmen derken. okul tatil oldu. Babam ameliyet oldu ve işe başladı. Okullar açılınca şansa bak ki, yurt dışında iş buldu ve gitti. Ben resmen intikamımı alıyorum. Bunların gittiği pastaneler vardı oralara gidiyorum öğle yemeklerinde, iki kırpidesi bir ayran alıp aklımca hava atıyorum. gittiğimin sekizinci günü dedikodumu yaptıklarına tanık oldum: "ya allah aşkına insan bir buçuk yılda bu kadar paraya kavuşur mu? bişeyler çeviriyor bu, her allahın günü pastaneye nasıl geliyor? Baktım ben pek mühim bir zat olmuşum muhabbetler hep üzerime. Son lokmayı mideye indirip. kasadan parayı öderken de onların bana bakışını yakalayınca yanlarına gidip, epeyce bağırarak "evet hergün pastaneye geliyorum ama modası kaçtı artık lokantada yemek yiyeceğim, annem kızıyor pastaneye gelmeme ev uzak hadi bulun nasıl geldiğimi bu da size dert olsun" dedim. Dedim ama dışarı çıkıp bir kaç adım atınca fark ettim resmen boğazım yırtılmış nasıl acıyor... Bunlar orta okuldan sonra farklı liselere gitmeme rağmen hep benimle uğraştı. ve seneler geçti.
Şimdi işi düşmüş haspamın. Benim facede gizlidir profilim ama bazı sebeplerle arkadaşlarımın arkadaşları mesaj atabilir, istek yollayabilir şeklinde düzenlemiştim. Bu şeytanın tapınaklarından Sondem bulmuş beni merhaba n'aber nasılsın diye başlayıp, hiç bir zaman yaşamadığımız salak hikayeler uydurarak hemen konuya girmiş.... o günlerin hatırına diye de not düşmüş.... Önce şununla az dalga geçeyim dedim, hazır bu aralar depresyondayım ağzıma edilmiş, bende ağzına edeyim dedim ama salaklık baki işte kıyamadım, kendime de yakıştıramadım. Mal gibi Yeşilçam filmlerinden kopan bir replikle başlayan yanıtımı gönderdim. Hangi eski gün Hadi güle güle allah versin diye de son cümleyi noktalayıp engelledim....

14 Ağustos 2012 Salı

Tam Bin Yıllık Rüya

Günlerdir yağmur yağıyor geceleri.. yalnız başımayım koca binada durmaz bereket artık inadıma her gece gürültülü gürültülü yağıverir. Derler ki her yağmur damlasını bir melek indirirmiş yer yüzüne "rahmet" bunda ya edilen dua kabul olunurmuş... Korkudan dua da edemiyorum dilekte dileyemiyorum. Her şimşeğin gelişi, aydınlatması ve biçimi peşinden gelecek gürültü hakkında tahmin yapmamı sağlıyor. Hah şimdi tam tepede diyorum az sonra daha kuvvetli diyorum çıkıyor da he!... 0-3 yaş çocuğu gibiyim bu aralar. Nasıl ki kendini deve kuşu sanır korktuğunda yorganla her yerini kapar aynı öyle bende yoğun ışıktan kaçırıyorum kendimi örtüyü bir çekiyorum ki sorma ... Ve derken tesbihe başlıyorum artık hangi ara oluyorsa sızıveriyorum...

Dün gece de öyle oldu. dalıvermişim bir ara rüyamda milyoner yarışmasındaydım. Kenan Işık soruyor;
"en korktuğun soru hangisi?" diye yanıtlıyorum;
"sesli sorudan nefret ediyorum" diye.
"ilk sorulardan korkmuyor musun?" diyor
"yok diyorum elensem de umurum köşelidir benim on dakikaya varmaz unuturum".
"kimlerle geldin" demez mi? kopuyor kıyamet...
"kimseye haber vermedim herkese sürpriz olsun önemli biri değilimdir" diyorum
"e" diyor "jokerlerin biliyor"
"yok diyorum ben onları hallettim"...

Ve yarışma başlıyorum inan olsun soruları hatırlamıyorum sonra korktuğum Allah'ın belası soruya geliyor sıra
Sordum seni yıldızlara ay ışığına
Dediler tam bin yıldır görmedik onu
Sordum kadim kitaplara tozlu raflara
Dediler o bizden önce buralardaydı....

söylüyor be Nurettin Rençber ben devam ediyorum gözlerim kapalı mağrur bir uçurum oldu kalbim diyorum sen gittin gideli buralardan.... ayrılık ne yaman bir ateşmiş ne olurrrr.... dyince tıkanıyorum... sessiz söylüyorum farkındayım rüya o ya ben bile duymuyorum sesimi bir düğüm boğazımda asılı anasını sattığımın nefesi bile giremiyor... Soruyor Kenan Işık biliyor musun yanıtı diye "joker kullansam diyorum" içimden gitsem teee 2007 yılına kalsam lan anasını satayım oralarda bozsam ne kadar anı varsa o güğnlerden topunun birden bekaretini... yırtılsın istiyorum o aralık ve o nefes alamadığım milyon yıllık zamanın içinden kopup gelsem kaçsam lan diyorum...

Anlıyorum özlemlerimiz taze ve Allahın belası bir kavuşamama anı geçmişe hepsinin birden toplamı...
"Ha" diyorum mal bir bakışla Kenan Işık'a bakarak "anlamadım" "zamanınız" diyor gerisini inan anlamıyorum.. Ben o sıra o zıkkımın dibi olası zamanın içinde ve halen boğazımda bir yumrukla 6 Haziran 2007 gününün öğleden sonrasında Müjdat Gezen Sanat Merkezinde'yim.. Ah bir çıksam oradan şu yarışmacı koltuğuna bir oturabilsem neler anlatacağımda ne gücüm var, ne nefesim... Ama var ya en çokta zıkkım olası ruhum orada kalmaya niyetli saftirik bedenim ona uymaya pek hevesli....
"dört saniye" diyor Kenan Işık sancılarım geçiyor.... soruyorum kendime; yanıtlamalı mı yanıtlamamalı mı??? sarımsağın kokmaya yüz tuttuğu anlardayım dilim çıkmış sahneye "Nurettin Rençber Ezo" diye fırlayıveriyor. ve yeşil ışık yanıyor... Kenan Işık bana bakıyor "tebrikler" diyor ben kendi kendime konuşuyorum kalkıyorum sandalyeden
"nereye" diyor
"Konya'ya" diyorum

Rüya o ya bitmiyor nasıl oluyorsa ben halen ekrandayım kendimi seyrediyorum. Diyorum ki "ben milyoner filmini çok sevmiştim zira tezimi yanıtlıyordu. aynı öyle oldu benim içinde... Tanıdıklarım var hepsiyle öyle çok kavgalar ettim ki ve hepsine öyle ana avrat küfürler savurdum ki ama bir kaçı vardı hiç kıyamadım o kıyamadıklarımın yanındayım"

Sen bu kadarını bil .Gerisi bende kalsın!

24 Mart 2012 Cumartesi

Masturbasyonel Ütopyalar

Freud bunlara ne derdi?
Sürekli twitter'den bahsettiğimin farkındayım. Bunun sebeplerinden biri son dönemde gündemi twiter'den takip ediyor oluşum. Özellikle ttler bu konuda çok yardımcı oluyor. Öyle ki ajansa düşmemiş olan haberler bile bir anda ilk ona girebiliyor. Haberin doğruluğunu anlamak için google'de gezinirken bile bulamadığım çok oluyor. Dolayısı ile, diyebilirimki; gündemi takip ettiğim ilk yer twitter. Bu gün yine haliyle twitterde, tt listesine bakarken Sibel Kekilli adını gördüm. Yeni film falan sandım yazılanları okurken hatunumuzun kendini %10 (nasıl birşeyse) hissettiğini söylemesine tepkiler yağıyordu. Bunu yaparkende nereden biliyorlarsa içinde olduğu porno filmlerden feyz alınıyordu. hatta öyleki porno yıldızı olmasından başlayan %10luk milliyetçilik çizgileri çizen insanların kalabalıklığı cidden göz yormakla kalmayıp beynin içine eden bir haldeydi.

Şimdi efendim bu kızımız porno filmlerde yer almış. İyi güzel sen bundan haberdar olup o kadar eleştiriyorsan, bu filmleri seyrediyor olmuş olma ihtimalin çok yüksek. Ha seyretmediysen ne halt etmeye elalemin gazına gelip tozu dumana yarış ettiriyorsun? daha öncede dediğime geliyoruz; Babam ananı keranede görmüş. Ulan o kadar namuslu da baban, ne işi var keranede? hadi gitti madem pek namuslu ne diye sana söylemiş. Hani dedikodu dinen iyi olmayan bir eylemdi. Nerede kaldı senin dini bütün kulluğun???

Bu kız, %10 Türk hissediyormuş. Bu veriye nasıl ulaşılıyor bilmiyorum. Buna rağmen bire vatan sever insan, ne bekliyorsun? Bu kız Türkiye'de yaşamamış, doğru düzgün Türkçe bile bilmeyen bir insan. Ayrıca zannımca iğrenç bir oyuncu. Bu kız kendini ne hissedecek? ne kadar dangalak düşüncelerle dilini gark eyliyorsun.

Bana göre bu gün twitter'de yazılanlar, geçenlerde Buse Terim'e yazılanlardan farklı değildi. Her ikiside aynı mantığın, aynı zihniyetin ürünüydü. zavallılık, kendini bilmezlik, hataya (ki ortadaki hatanın ne olduğuda tartışılır) hata ile karşılık vermekti. Bu sebeple;
"sibel kekilli'yi bu gün konuşanlar freud'a sapık doktor diyen beyinleri üreme organlarına saplanmış bilinçaltı fışkırtmalarıdır"
yazdım. Yazmamla birlikte ortalığın coşması bir oldu. Hayır anlamadığım mail adresimin nasıl bulunduğu zira namus abidesi, dindar milliyetçi arkadaşlarımız arsında beni şeytandan korumakla kendilerini ilahi seviyeye yüceltme çabasındaki klavye mücahitleri arasında mail atan iki kişi olmuş. Halen daha nasıl mail atmayı başarabildiklerini çözebilmiş değilim. muhtemelen bloğun adını görüp buradan yazmışlardır. Anlamıyorum bu işlerden artık neyse ne!!! Erkek oldukları her hallerinden belli bu vatandaşlardan biri üzerine pek alınmış olacak ki saymış sayıştırmış. hatta o zat twitter'den da yazmıştı. profiline baktığımda dün said nursi ve islam ile ilgili bir sürü paylaşımı olduğunu gördüm arkadaşımızın pardon pardon milliyetçi dindar mücahitimizin avatarı da türk bayrağı ile şenlendirilmiş, yazıları zaten buna binaen pek milliyetçi ve dini motiflerle süslenmiş. uslubunu söylemeye gerek bile yok! Bu zavallı yaratık seyrettiği pornolardan masturbasyonla nasibini aldığından, başladı kendine yakışır vaziyette şudur budur tümcelerine ne yapam yani kendisine ütopyalarında başarılar dileyip güle güle dedim. Zira kendisinin ihtiyaçlarını karşılaması için memleketin doktorları bir araya gelse tedavi edemeyeceği bir gerçek.



E gelde şimdi böyle dinden imandan ödün vermeyenlerin, milletten bayraktan kahramanlıklarından dem vuranların, sabahtan beri kekilli ve benzeri konulara ağızları salyalı salyalı yazdıklarını mercek altına alıp ulan zavallılar abazalığınızı halen daha saklıyor musunuz? diye sorma!

Valla bu abaza riyakar takımı sadece kendilerini kandırıyor. işte bu sebeple abaza riyakarların topuna birden masturbasyonel ütopyalarında mutluluklar diliyorum

14 Mart 2012 Çarşamba

Bu Ne Yaman Çelişki Anne-Black Mirror (Anlam(sızlık) Ve Ötesi)

Tamam kabul ediyorum başlık aslında ruh hastasının güncesi kıvamında yazılıp kavramların kavramsızlaştırılmasını çorba yapmayı deneyen acemi ve hevesli aşçıya ait... (en azından böyle de düşünülebilir)= ufff tamam kabul bir şizofrenlik bir çeşit yenilmişlik var. Anlamıyorum sanma sadete hızlanma turlarını beklemeye başladığının farkındayım:

Ettiğimiz küfürlere dikkar ettin mi hiç? Peki anatomi dersi aldın mı? Ya, en azından ilkokula gittin. Fen bilgisi dersi almış oluyorsun bu durumda ve sistemleri az- çok, kıvamlı-kıvamsız hatırlarsın. Heh işte boşaltım ve üreme sistemini duydun. Hoş şimdi ben sana üreme sistemi diyince sen sınıfta ki kıpırdaşmaları,kıkırdayışları,  pembeleşmiş suratları falan hatırlarsın. İyi hadi hatırladın ya sorayım hiç düşündün mü neden pembeleşirdi suratlar yahut niçin o pis kıkırdayışlar olurdu (ki ne hikmetse bence öğretmenlerde diğer derslerde olduğu gibi bir tavırla anlatmazdı bu üreme sistemini. Bi düşün anlayacaksın ne demek istediğimi)

Biliyorum biliyorum kesinlikle küfürleri sevmezsin. Biliyor musun ben sanatta küfrü çok ama çok seviyorum gel gör ki yaşamda küfreden biri değilim hatta işittiğimde bile bi tuhaf olurum, garipserim. Bunun nedeninin bilinçaltı olduğunu söyleyen bir kaç kişi olmuştur yaşamımda. Peki küfürlere dikkat ettin mi sen hiç? Beni soracak olursan; küfürlerimiz, ya boşaltım sistemimizle ilgili oluyor ya da üreme sistemimizle.(böylece sistemleri uzatma sebebimi anlamış oluyorsun) Hayır ne alıp veremediğimiz var bu garibim iki sistemle ilgili onu anlayabilmiş değilim. Zavallı bu iki sistem olmasa ne olurdu düşünsene. birincisi zaten var olmazdık. İkincisi hadi bir şey oldu var olanlar çıktı onlarda patlayıp ölüverirdi. İnan bana bu iki sistemle üretilmiş küfürler haksızlık, saygısızlık ve beyin özürlülük gibi geliyor. Ve maalesef hepimiz bu zavallılığın içindeyiz. En çok küfredenlerin kadınlar olduğu söylenir. Kadınların söylediği  küfürlerden bana en komik geleni hiç tartışmasız "amına koyayım", sikeyim vb. ulan mal bi halt ediyorsun artık ne sebeple (dikkat çekmek, farklı görünmek, işite işite kanıksamak vb) olursa olsun anladık da bari az şu beynini kullanarak yap bu işi. Allasen, sen yanında vibratör falan mı taşıyorsun ne yapıyorsun? bu işin raconunu bize de söylesen bizde seni ulan bu kadın görünümlü erkek diye nitelemesek, yahut yanında bir takım icatlar var sanmasak hatta bence daha da acısı ki bunu en çok ben düşünürüm: BEYİNSİZ olup ezbere küfür savurduğun hissine kapılıp seni de geri zekalılar kategorisine alıp yaşamımızdan defetmesek ne olur?

Her an her yerde herkes küfreder. Bilmem kimin bilmem neresine kor, bilmem kimi bilmem ne yapar, ağzına bilmem ne eder, vs vs vs... Aslına bakarsan bunlar bi halt edemeyen beceriksiz takımıdır. tek bi halt ederler onu bizzat beyninizde gerçekleştirirler.  Montaigne, tarlaya sarımsak ekerken utanmıyorsunuz insan ekerken utanıyorsunuz demiş Denemeler'inde... diğerlerinin görmediğinden utanarak görmemesini, işitmemesini, hissetmemesini sağlamak ve nihayetinde tüm bunların aksine hem kanalizasyonlar patlıyor boşaltım sisteminizden çıkanlar görünüyor, hem de çocuğunuz dünyaya geliyor size tebrikler yağıyor. Yahu bu nasıl çelişki anne! diyesim geliyor. Ve sen bu sakındıklarından envai çeşit küfür üretiyorsun sen söyleyince iyi, başkası söyleyince kötü oluyor. Oh ne ala memleket!!! ilk okuldayken arkadaşının hoşuna gitmeyen bir iş yaptığında, küfür ettiğinde ne bileyim kavgaya falan karıştığında ispiyoncu sınıf arkadaşları hemen "Hiiiiii seni örtmene diiiccceeeeemmmm" diyip seni ispiyonlama ve sana gözdağı verme operasyonuna girişir. Onlara o zamanlar aklımıza gelmeyen bir şey var: ulan sen ne kadar malsın. Sen önce git öğretmen demeyi öğren.  Hem  ispiyoncu, hem taklidi konuşma yapan biri muhatabım olamaz onun ispiyonuyla bana kaşını çatan öğretmende nazarımda onun girdiği deliğe girer (nokta). Hayır sen madem iyi aile çocuğusun nereden biliyorsun onun kötü bir manası olduğunu? anam babanı keranede görmüş hikayesine dönüyor bu iş!!!(bu arada o kadınları severim ayrıca belirteyim fahişelerden daha dürüstünü görmedim)

6 Mart 2012 Salı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Vakti zamanında taa 19. yüzyılda Amerika'da dokuma işçileri ağır çalışma koşullarını  iyileştirilmesi istemiyle grev yapar. Ancak kapitalizmin bu günkü beşiği o günlerden adımlarını sağlamlaştırmanın önemini biliyor olacak ki, polis söz konusu işçilere saldırır daha da acısı onları kilitler. Nasıl olmuştur, nereden çıkmıştır bilmediğimiz bir yangın çıkar ve yüz otuza yakın işçinin yangından kaçamayarak acı bir şekilde ölümüyle bu insanlık dramı, tarihin sayfalarına geçiverir.

Bu olaydan yaklaşık elli yıl sonra Danimarka'da Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı düzenlenir. Alman sosyal demokratlardan Clara Zetkin adında biri yaşanan tekstil faciasında yaşamını yitiren kadın işçiler adına dünya kadınlar günü olarak anılmasını önerir ve bu öneri kabul edilir. (muhtemelen oylama yapılmıştır. Emin değilim)

Sanırım ilk olarak 8 Martta kutlanması Moskova'da olmuş olan bu özel gün, dünya savaşları sırasında yasaklanmış ancak, 60'ların sonu 70'ler başı gibi Amerika'da da kutlanmaya başlayınca, haliyle daha fazla ülkeye yayılma fırsatı bulmuş 8 mart dünya kadınlar günü adıyla.

Türk dizilerinde bile kadının durumu
Durum böyle olunca Emekçi Kadınlar Günü adıyla 20yy ilk çeyreğinde yurdumda da kutlanmaya başlanan gün 1980-1984 arası kutlanamamış (yani öyle muydanlarda falan)

E sanırım bu kadar yeter artık zamanı geldi asıl konuya geçmenin değil mi? Hani daha öncede bahsetmiştim ya özel günlere olan "ultra hassasiyetim"den şimdi durum yine bunu doğruluyor. Öyle ki yurdum insanı bence yine riyakarlığını göstermek hususunda son hız devam ediyor. Öyle ki vites "5"ten bir türlü "3" ne bileyim "2"ye inemiyor. Hani bu "özel gün"de yani 8 mart dünya kadınlar gününde bir takım ciddiyetlikleri tartışıp sürekli olması için kararlar alıp uygulayacaktık? İşte buna veremediğin yanıt yüzünden gıcık oluyorum özel günlere ve yine yanıt veremediğin için inatla "riyakarlık"tan bahsediyorum.

Emine Şenlikoğlu'nun bir kitabının adıdır: "Kadınları Kadınlar da Eziyor"

Bence "DE"si de fazla ya!

Dün nedenini bilmediğim bir tt twittaşlarım tarafından saatlerce ilk sırada yer aldı. Hakkını yemeyim böyle bir ttnin ayıp ve saygısız olduğunu da yazanlar vardı. Lakin TT oluşmasında ve adı geçen şahsın bu söz konusu ttde kendine yapılanı hak ettiğini belirtenlerin (ki bunların belkide yarıdan fazlası kadındı) sayısı neredeyse ttye yazanlar kadardı... Bu iğrenç ötesi ttye belkide en güzel yanıt Serkan Balbal adını taşıyordu;
"Anne babayı en çok cocuklarından vurarak üzersiniz,ama bunun vebalini de ödeyemezsiniz. Fatih Terim ve GS'ye bu mesaj şekli,FB ye yakışmaz."
Kendisine teşekkür etmemek ve hayran kalmamak mümkün mü? Ve yine yukarıda ki alıntıdan da anlıyoruz ki "İNSAN" olmanın ve "İNSANLIĞIN" cinsiyeti yoktur-olmamalıdır!!!

#buseTerimKADIKÖYegelsinAtesimiziAlsın  5 mart günü tt olan bu iğrenç cümlenin açıklaması ne olabilir? daha da ileriye gidiyorum; bu kadar vahşileşmek ve 8 martta kuvvetle muhtemeldir ki yine kadın hakkından, insanlıktan, tecavüzden, namustan bilmem neden bahsedecek yine bu şahs-ı muhteremler olmayacak mı? peki bu twittaşlar RİYAKAR değilde nedir? Hani bir takım "zavallı delikanlılar" vardır bu zatlar önüne gelen kadınnla cinsel ilişkiye girdiklerini mahalle meydanlarından ağızlarından salyalar akarak, pis dişleri görünerek gözlerinin beyazı sarıya dönmüş halde ballandıra ballandıra anlatır durur yanında "pek delikanlı" arkadaşlarına.... Bununlada yetinmez bu pek delikanlı vatandaşımız, gider önüne gelen kadına yaltaklanır, yaltaklanamadığına çamur atar, beyni donunun içindedir bunların.... Bu beyni donu içinde olanlar gider günün birinde kızkardeşinin talibine göz dağı veriverir hatta mahallesine karşı bile namus bekçiliği yapmak gibi bir ulvi görevi zannını mahalleliye de aynı salaklıkta kabul etmeye yeltenir.

İşte dün tt olan cümle hele hele o ttye kadınların da yazması bana yukarıdakileri hatırlattı. Ve ne hikmetse bunlar 8 martta yine çığıtkanlık yapacak maalesef rtük amcam okan'a yaptığını yapamayacak "net"ük gibi bir "denetleme" amcamız da henüz kurulmadığına göre daha kaç tane buse başka buseler tarafından gümbürtüye gidip RİYAKARLIK çeşmesinde ki o pis sudan tatmış olacak. Ha bir hatırlatma bu iğrençlikler tüketim toplumunun nette ki daha da hızlı tüketimi yüzünden anlık en fazla birkaç saatlik süren bir hız ve oburlukla yenip-kullanılıp tükenip gidecek.... yazık buseler buselerin beyninin tepesinde masturbasyon yapacak. İşte o abaza delikanlıların yapamadığını hatta istese de yapamayacağını kadınlar birbirine yapacak....
İşte sana yeniden söylemek durumundayım "özel gün"ler samimiyetsiz günlerdir. Ve esasında hiç bir işe yaradığı yoktur. Zira içi boşaltılmıştır.

Neyse 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde klavyeniz dert görmeye pek sevgili twitdaşlarım. Parmaklarınıza kuvvet haydin davranın bakam....

20 Şubat 2012 Pazartesi

Sosyal Medyada ki Zavallılık

Bu gün Twitter'da Okan Bayülgen'in RT yaptığı bir twit gördüm. twitte kendisine hitaben;
 "1 milyon küsür takipçin var 17 milyon küsür takipçisi olan 700 milyon defa klibi izlenen birisiyle dalga geçemessin sen !"
yazıyordu.  bu twitin açılımı nedir, maksadı içeriği nedir, yahut neye tepkidir bilmiyorum bilmek gayesi ile de yazmıyorum şu an. derdim o dur ki; bu tiwit geçenlerde Twitter'de takipçi sayısını artırmak uğruna yapılanların açıklanmasını hatırlattı. Facebook'ta beğeni sayfalarını vbleri para karşılığı artırıp sattıklarını biliyordum lakin, Twitter'de böyle bir çalışma olduğundan haberim yoktu. Komik geldi önce amma velakin komedi daha sonra yerini düşünmeye itti. Öyle ki insanlar kendi aralarında konuşurken "aa biliyor musun falancanın bilmem nekadar takipçisi var" gibi cümleler telaffuz ederekten söz konusu twitterdaşın popülasyonda ki önemini hepimize arz ediyor. Hatta öyle ki buralarda fazla takipçisi olmayan silik, ezik yaşaması mucize olan bir bitkidir. Bitki olduğu durumu zamane çiçek çocukları tarafından anlaşılmış olacak ki eline saksıyı alan mahremini kapayacak şekilde tutup "pek bi seksi" (öğğ) halde fotoğraf çekip twitter'e atmışlığı vardır.

Sözkonusu bahsimizde pampişler, cicişler önemli yer alırlar gel gör ki halen daha "ezik" denebilecek bir konumdadırlar zira, henüz milyonuncu takipçiye ulaşamamışlardır. Dileğimiz kendilerinin enyakın zamanda on yüz milyonlara ulaşaraktan kendilerini ve ülkemiz twitter'nin ayaklar altında ki karizmasını tutup yerden kaldırmaları ve bizi "evren"de en iyi şekilde temsil edebilmeleridir.Böylece,  millet olarak zor sınavlar verdiğimiz şu günlerde başta Fransa olmak üzere tüm dünya dize gelecek ve bize hak ettiğimiz saygıyı göstereceklerdir.

Neler denenmiyor ki twitter'de popülerlik uğrun. Bir zamanlar "televole" beyleri ve hanımları beceriksizmiş dedirtiyor. abuk fotoğraflar, twitdaşın kendini yansıtmayan aristokrat havayla yazılmış özümtrak sözlü yazılar vb... En çok güldüklerimde son haftalarda Pucca taklidi ve özentisi ile yazılan Pucca bozması eğreti cümlemsiler.

Okan'ın  RTlediği twit bana bunları hatırlattı. düşünsene milyonlarca takipçin yoksa sen insan değilsin. Hayır anlamadığım Danimarka'da Hz. Muhammed'in karikatürünü çizen karikatürist için yapmadığını bırakmayan halk daha sonra başbakan Erdoğan ilgili bir karikatürde eyvah mizah elden gidiyor, sanata el uzatılıyor, düşünce özgürlüğü bittiv diyenlerle aynı kişilerdi. sanırsam o günlerde twit bu kadar önemli bir "YAŞAM" aracı değildi o günlerde. yoksa yine sanal twitdaşlarımızın takipçi sayısına bakıp dikkate alacak ya da almayacaktık bu sözleri.

Şimdi benim twitterde otuz küsür takipçim var ve genelde onların büyük bölümünü de reelde tanıyorum. Zaten reelde tanımadığım birinin beni takip etmesi de cidden komik yahut korku veren bir olaydır. evet komiktir zira takip edilecek önemli bir şahsiyet değilim yaşama armağanım sadece pis bir karbondioksit. Evet korku vericidir zira, benim gibi korkaklar böyle durumlarda bilgisayarına virüs girdiğini ne bileyim şifresinin çözüldüğünü falan düşünür ve komplo teorileri üretir. ahh ahhhhh sevgili ve hürmetli twitdaşlara göre ben eziğin önde gideniyim :D :P

bunu teknoloji özürlü olarak gerçek dünya ile anlamlandırmaya çalışıyorum. şimdi Çin'in nüfusu  milyarlarla ifade ediliyor ya bizim gibi yetmiş milyonluk ezikler Çin malı almayın onlar kalitesiz ve sağlıksız dememesi gerekiyor. hatta yeryüzünde bu durum yasalarla güvence altına alınmalı biz kimizde koskoca bir nüsufa sahip goccaman Çin'in mallarını beğenmiyoruz. Allahın ezik yetmiş milyonu ne olacak!

Ah aahh benim üç bi tarafı ezilmişlikle, garibanlıkla çevrili güzel yurdumun gariban insanı, kendisi hep emir almış aldığı emirle ay sonuna yetmeyen maaşını üç çocuğuna yetiştirmeye çalışmış cümle aleme parasızlıkla rezil olup okuyamamış "oku evladım okuda baban gibi eşek olma" desturu ile okuyan veya çççoookkkkk para kazanan evladının başarılarını büyyük gururla anlatmış büyüklerim gardaşlarım ve de gızgardaşlarım ne olurdu sanki yüceliğin nicelik değil nitelik olduğunu bileydin, Mevlana'nın her bi sözünü her allahın günü facelerde macelerde paylaşan yurdum insanı az o cümleleri okuyup anlayabileydin ne olurdu? mizah'ın insanın hürriyeti olduğunu bilebileydin, sövdüklerini alkışlayabileceğini de , alkışladığına usturupluca sövebileceğini de bileydin. insanın hayvandan farkının beyin olmadığını beynini kullanabilme kapasitesi olduğunu anlayabileydin ne olurdu...? Aman neyse bu böyle uzar gider ve tarafımdan  twitter'e söz söylemek olmaz ne de olsa otuz küsür "tanıdık" takipçi sayım ile ben bir eziğim.

Ha anason ben mi? beni ararsan halen anason kokluyor olacağım

18 Şubat 2012 Cumartesi

Allahım sana hamd olsun Erol Köse'nin küçük harflerle yazdığı günleride gösterdin bize

Bir dönem dünyadan elimi eteğimi çekmiş bir çeşit depresyona girmiştim. kendimi dört duvar arasına kapadıktan sonra kısa sürede o dört duvar içinde bütün dünyayı ayağımın altına alan bir kutu girdi yaşamıma (bana sorma zahmetinde bulunmadan) sanırım ilk msn adresimi de o dönemde almıştım ozamana kadar tema, mynet,greenpeace vb gibi sitelere girdiğimi hatırlıyorum. dönemin sonuna girerken bir arkdaş hızlı yazmak istiyorsan chat yap acayip hızlı yazarsın dedi amma velakin ilk başta korktum sanırım bu korkuda dönemin ana haber bültenleri ile gazete haberleri etkili oldu (vay be o zamanlar gazete ve ana haber bültenleri vardı ve seyrederdim he! şimdi fark ettim) kuvvetle muhtemeldir ki anacağızımın akşam Reha Muhtar'dan öğrendiği "internet tuzakları"na bende ziyadesiyle kulak kabartmışım. korku geçmiş olacak bir kaç chat sitesi ile tanıştım o malum dört duvar arasında aaa hatta şimdi hatırladım bir bayram günüydü ilk sohbetim. gel gör ki inanılmaz sıkıldım bir bilemedin taş çatlasın iki hafta kadar hızlı yazma sevdasına chat kültürünü çekmiş olma olasılığım çok yüksek. nihayet sevgili kutu iyice içine çekti artık iyiden iyiye nette vakit geçirmeye başladıktan sonra gün geldi forum siteleri ile tanıştım. büyük bir oburlukla daldığım forum siteleri hoşuma gidiyordu. adeta evimin mahallesi gibi geliyordu bu forumlar kimi kapı önünde tartışıyor, kimi camdan sarkıp geleni geçeni dikizliyor, kimi dedikodu malzemesi bularak "gün" düzenliyor, kimi çocuk bahçesinde gibiydi. o oburlukla pek çok foruma üye olmuşumdur. üye olurkende aldığım msn adresi pek bi işime yaramıştır. foruma üye olurken forum kurallarını kabul ediyorum diye bir kutucuk olurdu bunu da tıkladıktan sonra işlem bitmiş üye olmuş oluyordunuz mailinize gelen linkten onay işleminizide yaptınız mı geçin pc karşısına dünyayı kurtarın.

İşte o kutucukta yazan forum kurallarını kabul ediyorum'u tıklayıpta ulan neymiş bu kurallar diye baktığınızda bir takım maddeler görürdünüz bunlardan biri de forumda büyük harfle yazma yasağı idi. zira büyük harfle yazmak karşında bulunan yani konuştuğun kişiye bağırdığın-hakaret ettiğin anlamına geliyormuş. bunu öğrendikten sonra önemli bulduğum kelimelere vurgu için kullandığım büyük harf haricinde hiçbir cümleyi tamamen büyük harfle yazmamış olmakla birlikte ne hikmetse hepimizde yazanları da uyarma durumu olurdu. hatta aa bu yeni bile dediğimiz adeta anlından okuduklarımızda olurdu.

Aslında büyük harfle yazma olayı nette yalnız forum için geçerli bir kural değildir. Esasında bence iyidir de zira saldım çayıra mevlam kayıra durumlarını frenlemek gibi bir misyon üstlenir.

Twitter'de Erol Köse abimiz dikkatimi çekti sanırım ilk kez yazın son aylarında kendisinin üye olduğunu fark etmiştim hatta o dönemde cidden tartışma yaratıyordu yazdıkları ile sonbaharda Demet Akalın "twitter'e girdiğimde ilk baktığım kişi Erol Köse gibi bir cümle yazarak Köse'nin gündem konusunda ki önemini bizzat belirtmişliği bile vardır. hakikaten gündemi değiştirme gücü olan yazdıklarında dikkat ettiğim odur ki kendisi küçük harf kullanmayı bırakmış yahut kullanmamış biridir. her seferinde bu adam bize bağırıyor kardeşim derdim kendisinin yazdıklarını görünce ve yazının anafikrinden önce içine düştüğüm bu bağırılma durumu sayfasından uzaklaştırırdı beni. bu gün gördüm kendisi son twitlerini küçük harfle yazmış nasıl mutlu oldum nasıl mutlu oldum anlatamam umarım bu güzellik daim olur.