Acıyo acıyo içim acıyo
Çok hem de çok kırgınım. İçimde taa derinlerde uzağımda uzaklarda damarın ta dibinde kırıklarım var. Neyi nereyi kimi bi halt bildiğim yok.... Hani bağırsam olacak mı? Uff ne bileyim işte bir çorba tenceresine kendimi atıversem de karıştıra karıştıra buhar olup dağılıversem
14 Ocak 2014 Salı
13 Temmuz 2013 Cumartesi
Ağrılar Ben Geliyorum Der
Bir iki aydır yaşamayı unutmaya başladığım fizyolojik tepkilerim on bir haftadır yeniden kendini gösteriyor sanırım. Bu gece kendi sesimle uyandım. Kocacağızıma bağırıyordum ama rüya değildi eminim neden bağırdığımı da bilmiyorum ama boğazım cidden acıdı, duvarlardan çarpan ses beni uyandırdı. baş ağrılarım ise en çok canımı acıtan gelişme bir süredir durmuştu ne güzel ama yine başlıyor neyse ki eskisi kadar beni benden alacak şekilde değil de daha ziyade migren yahut sinüzit gibi... bu bile gelişmedir değil mi? Uff birşey daha var yine zihnim konuşmaya başladı bundan ise çok korkuyorum zira onu susturamıyor, durduramıyorum ve tüm kullanım hakkı zihinde oluyor böyle durumlarda işte o zamansa hayatımı kaydıran meşhur baş ağrıları başlıyor.
Aslında sorunumun kaynağını buldum: Ben ertelenen işleri sevmiyorum. Yani illa olacaksa ve yapacaksam birşeyleri, onları tam zamanında yapmalıyım. Yoksa ki kullandığım ilaçlar filan işin somut yanı.
Aslında sorunumun kaynağını buldum: Ben ertelenen işleri sevmiyorum. Yani illa olacaksa ve yapacaksam birşeyleri, onları tam zamanında yapmalıyım. Yoksa ki kullandığım ilaçlar filan işin somut yanı.
8 Mayıs 2013 Çarşamba
Kayıtlara Geçsin Hakim Bey İçim Rahat
Orta okulda bir sınıf arkadaşım ve çetesi vardı... Sondem ve çetesi diyeyim onlara. Bunlar ne hikmetse benden nefret ederdi her şeyimi inceler bir şey eksik gördüler mi anında sınıf öğretmenine şikayet ederlerdi. Ve o süslü-gıcık-burnu kafdağında öğretmen hep onları dinlerdi, onları kabullenir beni anında onca insanın içinde rencide ederdi. Anlardım, bilirdim aslında Ulviye Öğretmen'in benden tiksindiğini, benden hoşlanmadığını ve gıcık olduğunu da bilirdim. Ama bir türlü beceremezdim Onun bu davranışının nedenini anlamayı! Kadının bakışı bile "gerizekalı sen bunları nereden bileceksin, defol git yanımdan" diyordu. Ben orta okulda Bir tarih öğretmenimiz ki kendisi adaşım olur sayesinde Kendimi tanıdım. gittim kütüphanelere kitap, ansiklopedi filan okumaya başladım. Derken sırf ayıp olmasın diye, dersimize girdiği tarih ve iki başka derse, fen bilgisi ve türkçeye karşı ilgim arttı. Bu sondem ve diğerleri bunu fark edince sen önümüzde otur demeye başladılar. O zamanlar sınıf öğretmenleri sizi nereye oturtursa bir yıl orada otururdunuz. Bunlarda demişler emel bizim önümüzde otursun. Mallığıma yanayım baktım ön sıra, hem benim gözlerde allaha emanet sevine sevine oturdum. Oturmaz olaydım!!! Amaçları belli yazılılarda kopya çekecekler. ŞEREFSİZLER, HIRSIZLAR, PİSLİKLER!!!
Derken ben o sıra bitlendim. Benden önce bunlar fark etmiş hemen Ulviye Öğretmen'e şikayet ettiler o da beni bir güzel en sevdiğim öğretmen olmak üzere tüm öğretmenlerin yanında küçük düşürdü. Ne de olsa eline koz geçmişti. Artık benden tiksinmesi içinde haklı bir gerekçe çıkmıştı. Hayır şimdi olsa yapacağımı ve yapacaklarımı biliyorum ama o zamanlar saftirikler ve kezbanlar bana secde ediyor. ağlayacağım ama ağlayamıyorum, okuldan koşarak defolmak istiyorum ayıp olacak, kimseyle karşılaşmamak hatta istanbul'u terk etmek istiyorum nerdeeee o günler? Bu en sevdiğim tarih öğretmeni aldı beni kenara "bak benim kızımda da oldu, ne olacak bu kadar üzülecek vs." dedi. Emel Hoca'nın gözünden düşmediğime ve onun halen benden tiksinmediğine sevindiğim kadar çok az şeye daha sevinmişimdir ömrümde. O sıralar şans bu ya babamın bel fıtığı azdı, çalışmıyor allahım resmen sefalet. Sondem ve arkadaşlarının gözünde "pis fakir" olduğum zamanları dorukta yaşıyorum resmen derken. okul tatil oldu. Babam ameliyet oldu ve işe başladı. Okullar açılınca şansa bak ki, yurt dışında iş buldu ve gitti. Ben resmen intikamımı alıyorum. Bunların gittiği pastaneler vardı oralara gidiyorum öğle yemeklerinde, iki kırpidesi bir ayran alıp aklımca hava atıyorum. gittiğimin sekizinci günü dedikodumu yaptıklarına tanık oldum: "ya allah aşkına insan bir buçuk yılda bu kadar paraya kavuşur mu? bişeyler çeviriyor bu, her allahın günü pastaneye nasıl geliyor? Baktım ben pek mühim bir zat olmuşum muhabbetler hep üzerime. Son lokmayı mideye indirip. kasadan parayı öderken de onların bana bakışını yakalayınca yanlarına gidip, epeyce bağırarak "evet hergün pastaneye geliyorum ama modası kaçtı artık lokantada yemek yiyeceğim, annem kızıyor pastaneye gelmeme ev uzak hadi bulun nasıl geldiğimi bu da size dert olsun" dedim. Dedim ama dışarı çıkıp bir kaç adım atınca fark ettim resmen boğazım yırtılmış nasıl acıyor... Bunlar orta okuldan sonra farklı liselere gitmeme rağmen hep benimle uğraştı. ve seneler geçti.
Şimdi işi düşmüş haspamın. Benim facede gizlidir profilim ama bazı sebeplerle arkadaşlarımın arkadaşları mesaj atabilir, istek yollayabilir şeklinde düzenlemiştim. Bu şeytanın tapınaklarından Sondem bulmuş beni merhaba n'aber nasılsın diye başlayıp, hiç bir zaman yaşamadığımız salak hikayeler uydurarak hemen konuya girmiş.... o günlerin hatırına diye de not düşmüş.... Önce şununla az dalga geçeyim dedim, hazır bu aralar depresyondayım ağzıma edilmiş, bende ağzına edeyim dedim ama salaklık baki işte kıyamadım, kendime de yakıştıramadım. Mal gibi Yeşilçam filmlerinden kopan bir replikle başlayan yanıtımı gönderdim. Hangi eski gün Hadi güle güle allah versin diye de son cümleyi noktalayıp engelledim....
Derken ben o sıra bitlendim. Benden önce bunlar fark etmiş hemen Ulviye Öğretmen'e şikayet ettiler o da beni bir güzel en sevdiğim öğretmen olmak üzere tüm öğretmenlerin yanında küçük düşürdü. Ne de olsa eline koz geçmişti. Artık benden tiksinmesi içinde haklı bir gerekçe çıkmıştı. Hayır şimdi olsa yapacağımı ve yapacaklarımı biliyorum ama o zamanlar saftirikler ve kezbanlar bana secde ediyor. ağlayacağım ama ağlayamıyorum, okuldan koşarak defolmak istiyorum ayıp olacak, kimseyle karşılaşmamak hatta istanbul'u terk etmek istiyorum nerdeeee o günler? Bu en sevdiğim tarih öğretmeni aldı beni kenara "bak benim kızımda da oldu, ne olacak bu kadar üzülecek vs." dedi. Emel Hoca'nın gözünden düşmediğime ve onun halen benden tiksinmediğine sevindiğim kadar çok az şeye daha sevinmişimdir ömrümde. O sıralar şans bu ya babamın bel fıtığı azdı, çalışmıyor allahım resmen sefalet. Sondem ve arkadaşlarının gözünde "pis fakir" olduğum zamanları dorukta yaşıyorum resmen derken. okul tatil oldu. Babam ameliyet oldu ve işe başladı. Okullar açılınca şansa bak ki, yurt dışında iş buldu ve gitti. Ben resmen intikamımı alıyorum. Bunların gittiği pastaneler vardı oralara gidiyorum öğle yemeklerinde, iki kırpidesi bir ayran alıp aklımca hava atıyorum. gittiğimin sekizinci günü dedikodumu yaptıklarına tanık oldum: "ya allah aşkına insan bir buçuk yılda bu kadar paraya kavuşur mu? bişeyler çeviriyor bu, her allahın günü pastaneye nasıl geliyor? Baktım ben pek mühim bir zat olmuşum muhabbetler hep üzerime. Son lokmayı mideye indirip. kasadan parayı öderken de onların bana bakışını yakalayınca yanlarına gidip, epeyce bağırarak "evet hergün pastaneye geliyorum ama modası kaçtı artık lokantada yemek yiyeceğim, annem kızıyor pastaneye gelmeme ev uzak hadi bulun nasıl geldiğimi bu da size dert olsun" dedim. Dedim ama dışarı çıkıp bir kaç adım atınca fark ettim resmen boğazım yırtılmış nasıl acıyor... Bunlar orta okuldan sonra farklı liselere gitmeme rağmen hep benimle uğraştı. ve seneler geçti.Şimdi işi düşmüş haspamın. Benim facede gizlidir profilim ama bazı sebeplerle arkadaşlarımın arkadaşları mesaj atabilir, istek yollayabilir şeklinde düzenlemiştim. Bu şeytanın tapınaklarından Sondem bulmuş beni merhaba n'aber nasılsın diye başlayıp, hiç bir zaman yaşamadığımız salak hikayeler uydurarak hemen konuya girmiş.... o günlerin hatırına diye de not düşmüş.... Önce şununla az dalga geçeyim dedim, hazır bu aralar depresyondayım ağzıma edilmiş, bende ağzına edeyim dedim ama salaklık baki işte kıyamadım, kendime de yakıştıramadım. Mal gibi Yeşilçam filmlerinden kopan bir replikle başlayan yanıtımı gönderdim. Hangi eski gün Hadi güle güle allah versin diye de son cümleyi noktalayıp engelledim....
Malayani Konuşmalar
"Büyük insanlar malayani konuşmaları dinlememek için çok özen göstermişlerdir."
diyene de selam
Olmadı mı Olmuyor
Olmuyor işte...
Neler yapmadım, neler denemedim ki, ama bir türlü olmadı işte, olmuyor, olacağına dair ipucuda vermiyor. Güllerin dallarına dilek asmalar, gül ağacı dibine kağıt gömmeler, kışın ortasında sırf Nuray Sayarı yazdı diye zeytin ağacı ekler, şans kolyeleri, vakıa süreleri, inernette ne kadar dilek duası dolanıyorsa hepsini ezberlemeler, her gün en az bir kez sirkeli suyla gusül etmeler, ay vakitleri, güneş vakitleri, çıplak ayakla bilmem ne kadar suyun üzerinde yürümeler... Liste uzun anacım olmuyor işte.... Hayır secret hatmedileli, türevleri kazınalı ömür oldu halen bir şey olmadı.. Hani derler ya birşey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da hayırlı olmadığı içindir diye. Artık buna da inanmamaya başlıyorum. O kadar yalvarıyorum ki bir kıvılcım bir ışık diye ama yine olmuyor. Merak ediyorum bu hayırlı olan şey ne ki böyle inat etti olmuyor battıkça batıyor, vurdukça dibi deliyorum çok merak ediyorum inan.
Bir de öyle sinir oluyorum ki, hayırlısı diyenlere, ne bileyim iki kitap okuyup dünyayı kurtarmış edasıyla akıl vermeye kalkanlara. Kardeşim çukurun içinde birlikte boğulmuyorsak nereden bileceksin ne yaşadığımı?
Neler yapmadım, neler denemedim ki, ama bir türlü olmadı işte, olmuyor, olacağına dair ipucuda vermiyor. Güllerin dallarına dilek asmalar, gül ağacı dibine kağıt gömmeler, kışın ortasında sırf Nuray Sayarı yazdı diye zeytin ağacı ekler, şans kolyeleri, vakıa süreleri, inernette ne kadar dilek duası dolanıyorsa hepsini ezberlemeler, her gün en az bir kez sirkeli suyla gusül etmeler, ay vakitleri, güneş vakitleri, çıplak ayakla bilmem ne kadar suyun üzerinde yürümeler... Liste uzun anacım olmuyor işte.... Hayır secret hatmedileli, türevleri kazınalı ömür oldu halen bir şey olmadı.. Hani derler ya birşey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da hayırlı olmadığı içindir diye. Artık buna da inanmamaya başlıyorum. O kadar yalvarıyorum ki bir kıvılcım bir ışık diye ama yine olmuyor. Merak ediyorum bu hayırlı olan şey ne ki böyle inat etti olmuyor battıkça batıyor, vurdukça dibi deliyorum çok merak ediyorum inan.
Bir de öyle sinir oluyorum ki, hayırlısı diyenlere, ne bileyim iki kitap okuyup dünyayı kurtarmış edasıyla akıl vermeye kalkanlara. Kardeşim çukurun içinde birlikte boğulmuyorsak nereden bileceksin ne yaşadığımı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
